(via unisex)
her şeyi, herkesi bırakmak sadece gitmek istiyorum. durmak, düşünmek, ezilmek, yüzleşmek istemiyorum. insanlar mutlu olsun diye uğraşıp acı çekmekten, kendi mutluluğum için uğraştığım zaman ise nefret edilen olmaktan o kadar yoruldum ki.
evet tamam bir takım hatalar yaptım, bazı kötü şeyler yaşandı. çok kötü şeyler yaşandı. ama ben hiç dinlenemeyecek miyim? benim yolum hep mi engebeli? oturup bir nefes almaya kalktığım zaman, hep mi bir tokat?
vücudumda biriktirdiğim yaralarımla, ruhumdan sızan sancılarımla, ritimsiz atan kalbimle, kendini yiyen beynimle, içimde kara delik gibi her şeyi yutan korkunç boşlukla, eksiklerimle ve fazlalarımla, çirkin gülüşümle, şiddetli haykırışlarımla, kaçtığım hayatımla, kaçtığım ne varsa ben başa çıkamıyorum artık.
ben savaşamıyorum artık. ne bir zafere ne de bir yenilgiye daha ev sahipliği yapabilecek bir evim kalmadı.
“I really liked your song. It made me cry.”
“Oh. I’m really sorry.”
“No, that’s a good thing.”Sing Street (2016) dir. John Carney